Ersin Kana, Asi Ruh
admin Tarafindan Aralık 25th, 2008 Tarihinde gonderildi. Kategori: Uncategorized.
Kitap Tanıtımı
Asi Ruh’u Ersin Kana yazmış, New Age Yayınları basmış, İskenderiye Kütüphanesi de konuklarına tanıtmayı üstüne alıyor. Bu benim tanıtımını yaptığım ilk kitap olması açısından önemli, zira futbol ile neredeyse hiçbir ilgim dahası bilgim olmadığı halde, Çarşı’yı uzaktan hep seyrederdim, ilginç bir taraftar grubu, sadece futbolla ilgilenmiyor savaşa karşı çıkıyor, Kaz dağlarını çıkıcak altına değiştirmiyor. Che’nin posterinin altına imzasını koyacak kadar cüretkar, İnönü’yü faşizme mezar edecek kadar korkusuz, hem orkinosları koruyor, hemde Ploton’un gezegen statüsünden çıkarılmasına karşı gezegeni yalnız bırakmıyor, öyle bir nihilist ki kendine bile karşı ama kan bağışına değil. Diyeceklerini derken o ince zekalı uslubundan, espri gücündende hiç taviz vermiyor, Çarşı taraftarın yarattığı efsane oldu açıkçası, hem kuruluş tarihi, hemde adresi var. Tarzı ile takımına yeni taraftarlar kazandırabilen tek taraftar grubu, sözü fazlaca uzatmadan sizi Ersin Kana’nın kitap girişiyle baş başa bırakıyorum.
GİRİŞ
Uyarıyorum… Bu bir Elmore Leonard romanı değil!… İçinde suç yok, suçlu yok. Suçun nedenselliğine dair insan ruhunun labirentlerinde kaybolmak yok ama şiddet var. Şiddete dair nostaljik ve övgü dolu anlatımlar da var.
Sebep sonuç ilişkisi yok. Sadece nedensizlik var. Nedensizliğin, karşılıksız sevmenin anlatımı var Sorgulama yok, eleştiri yok, Övme yok. Tribün denince sunulan profili arasanız da bulamayacaksınız. Bunları yazan başka kitaplar var. Akademisyenler bunun için çalışıyor ve yazıyorlar da*.. Televizyon kanalları trihünden ürettikleri şiddetle tribün terörü yaftasını tekrar tekrar döndürüp kazıyorlar beynimize görüntüleri. Ve oradan bambaşka anlamlar yaratıyorlar.
Objektif olamam
Bu kitapta sadece izlenimler var. Tabi ki objektif olamam. Kimse olaamaz, Olmamalı da! Kendimizi kandırmayalım. Ben gördüm, ben düşündüm, ben hissettim. Şimdi işime geldiği kadarını, anladığım kadarını kaydettiğim kadarını anlatacağım.
İşime gelmeyen yerleri daha taslak aşamasında attım bile. Sizin haberiniz bile olmayacak üzgünüm… Giriş kısmından uyarıyorum ki, sonra kandırıldık diye iade etmeyin bu kitabı. Ben kendi Çarşı’mı anlatıyorum. Hem de buna bir çok ünlüyü alet ediyorum!..
Nasıl mı?
Onlara sorduğum sorular bile benim sorularım. Tekrar ediyorum, ben kendi Çarşı’mı anlatıyorum. Zaten herkes için böyle değil mi? Seveni, sevmeyeniyle herkes başka bir Çarşı görmüyor mu? Herkes kendi düşünceleri kadar anlamlandırmıyor mu Çarşı’yı? O zaman ben de kendi hakkımı sonuna kadar kullanıyorum.
Kavga eden aşıkların öyküsü bu,..
Uyarıyorum, bu bir Müslüm Gürses şarkısı değil. Keşke olabilse. Bu aşkın metafiziğini anlamlandırma çabası da değil. Çarşı’yı ameliyat masasına yatırmıyoruz. Hücrelerine kadar mercek altına alma heveslisi de değilim. Zaten ben doktor değilim. Çarşı da ağrılarından muzdarip bîr hasta değil. Kuyrukta beklemesi sadece siyah beyaz formaya kavuşma heyecanından. Bu, formayı giyme tutkusu da değil. Bu görme ve destekleme tutkusu. Ağlamaktan, kırıp dökmekten kaçınmayan bir tutku bu. öfke bu, aşkın temel harcı. Zor günlerde sahiplenen ama bağır çağır kavga eden aşıkların öyküsü bu.
Bu bir “tutunamayanlar” öyküsü değil. Bu, kaybederek olgunlaşılabileceğini öğrenenleri anlatıyor. Anlamayanlar yer bulamadı sayfalarda. Anlamayanlar, bir günlük şampiyonluk sevincinde kaybolanlar okurken muhtemelen sıkılır.
Şampiyonluk bîr şampanya köpüğü gibidir. Bir çığlıkla karşılanır Bir gecede bir hayatın mutluluğunu silip süpürür. Yenilgi de hayata dairdir Sevinçler gibidir. Fakat, sevincin tek bir yüzü vardır. Oysa hüzünler çeşit çeşittir. Anlattığımız şeyde hüzün de var sevinç de. Başarırsan ne ala!
Tribünlerin Asi Ruhu!
Bu olmuşların, olacakların ve olmayı öğrenenlerin kitabıdır. Olgunlaşıp bir işe yaramayan ve dalından düsen meyveler yok bu kitapla. Bir besteciler cakasında değil bu kitaptakiler. Ken Loach filmleri gibi yürümenin derdinde.
Öyleyse neden? Neden bile bile açık ediyorum derdimi? Sayfaları daha da yaldızlamak dururken, neden?…
Yanlış anlamayın ağaçlara ve yağmur ormanlarına düşman değilim. Soluduğumuz havadan eksilen bir yudum oksijenin kesilen her Ağacın, farkındayım. Bunun için de tribünlerin Asi Ruh’unu anlatacağım. Bu Çarşı’yı değil. Asi Ruh’u anlatıyor. Kendim beceremezsem diye görüşlere başvurdum, anlattırdım, hepsini bir potada eritmek benim işim.
Bu yazı toplamda 322, bugün ise 0 kez görüntülenmiş
Tags: asi ruh, ersin kana, Kitap Tanitimi






















